beni bıraktığın yerden gitmedim
nereye bastığını hangi ağaca baktığını hangi sandalyeye oturduğunu unutmadım
bekliyorum
aynı patikadan yürüyüp aynı ağaca bakıp uzağımda olmayan herhangi bir sandalyeye oturup yüzüme merhaba der gibi bakman için bekliyorum
buralardan uzaklara gidip o üzerinde sarılarak denizi izlediğimiz kayanın yanından geçiyorum ama oturmuyorum
oturursam kollarım yana gider ve senin olmadığın boşluğu gözyaşlarım doldurur biliyorum
ağlamak değil korkum da ağladıkça derdini dışarı döker ya insan
o kadar ağladım ne bir damla sen benden dışarı döküldün ne de bunu istedim zaten
ben hep seni istedim ve istiyorum ama “ama”sı var…
isteyen en kutsal tapınaklarda ruhunu sunsa da bir de istenen var sevdalının bir ömrünü bir kelimeyle şeytana satan
yalvarışları duymamışçasına geçip giden hatta geçmeyen gitmeye bile tenezzül etmeden hayatımdan çıkan en zalim en hain en kötü ve en kendini sevdiren rolü oynadın
son hatırladığım buydu
içimi ısıtan tek şey hergün daha çok umudumu buharlaştıran acılarım
bu da ısıtmak değil esasında, esasında yakmak bu.
kalbim öyle üşümüş ki çok zamandır, ısıtmak dediğim şeylere bak…
beni bıraktığın yerden gitmedim
bir yıl daha beklerim ve bir yıl daha sonra bir yıl daha
gelmediğin her lanet gün kendimi avuturum birgün unuturum nasılsa diye
ve sonra bir yıl daha beklerim.
ben senin gelmeyeceğini anladım da sanmıyorum ki sen benim bekleyeceğimi anlayabildin.
beni bıraktığın yerden gitmedim
nereye bastığını hangi ağaca baktığını hangi sandalyeye oturduğunu unutmadım
bekliyorum
aynı patikadan yürüyüp aynı ağaca bakıp uzağımda olmayan herhangi bir sandalyeye oturup yüzüme merhaba der gibi bakman için bekliyorum
buralardan uzaklara gidip o üzerinde sarılarak denizi izlediğimiz kayanın yanından geçiyorum ama oturmuyorum
oturursam kollarım yana gider ve senin olmadığın boşluğu gözyaşlarım doldurur biliyorum
View Full Article »